logo

Din ve Tasavvuf


Mustafa NİZAMOĞLU

Mustafa NİZAMOĞLU

26 Nisan 2019, 11:25

Din ile Tasavvuf eşdeğer olarak birbirlerini tamamlarlar.Dinde yasak olan tasavvuftada yasaktır.Helaller helal, haramlar haramdır.

Hani haksız yere kimseyi suçlamayacak, iftira etmeyecek, yalan söylemeyecek, insanların kişisel zaaflarını alay konusu yapmayacak, dedikodu ve gıybet yapmayacak, kişisel özelliklerinden dolayı onlara lakap takmayacak, hakaret etmeyecektik!

Kem söz sahibine döner. Batılın tasviri saf zihinleri idlal eder. Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder. Yanlışın şüyuu vukuundan beterdir. Bir yanlışın aleniyet kazanması o işe meşruiyet kazandırır. Bir yanlış alenen ve tekrar tekrar yapılabiliyorsa, o zaman "içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden o suçu işlemeyenler de cezalandırılır. Malum: Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır. Şeytansa azapta gerek. Başkalarının gözünde çöp ararken, kendi gözümüzde mertek varsa kim inanır bize..

Allah rızasında giderek mütesekkil herhangi bir iş uzerınden, onun rızası için niyet ettim diyerek rızaya muhalif ne varsa ardından takılmakta onun rızasına muhaliflikle eş değerdir.Allahu teala herşeyden münezzehtir.Yapılan ve yapılacak olanlardanda haberlidir.Onun haberli olması o işin yapılmasına engel değildir.

Bu gün din içerisinde tasavvuf adı altında şeriate uymayan bir sürü bidat varken, bu bidatleri işleyenler dini yaşıyoruz zanediyorlar.Hani derler ya ŞEYTAN İŞ BAŞINDA diye . Şeytan teşriki mesaiden bir nokta ayrı duymuyor..İnsan unutandır.Hz Ademi kandıran şeytan dünyanın sonuna dek iş başındadır.Sakın ŞEYTAN sizleri kandırmasın.Allahın rızası diye bazen öyle şeyler üzerinden kandırır ki zanedersin ki alemi evliyayım diye .....

Tarikat adı altında kurulu müesselerdeki işlenenler yüzünden insan diyesi geliyor ki bu işte DİN nerededir diye.Tarikat adı altında yeni bir DİN istihdam edilmiş ve insanların görüş ve düşünüşünde öteye gitmeyen dünyevi varlıklardan öteye hiçbir veri elde edilememiştir.

Bu gün dinde reforme diye yapılanlar, tarikat üzerindeki bidatlerden neden bahsederek reforme süreci işletmeye çalışılmaktadır.

Osmanlının son zamanındaki tasavvuf deformasyonu cumhuriyet dönemindeki TEKKE ve ZAVİYELERİN kapatılması ile farklı kisveye dönmüştür.O kapılar artık tasavvuf kapısından öteye iman kurtarma mektebleri haline dönmüşlerdir. Kimse tasavvuf üzerinden şahı nakşibend ve seyyid Abdulkadir geylanı k.s dönemi gibi tasavvuf savunması yapmasın.Eğer öyle olmuş olsa idi dergahlara tek insan sokulmazdı. Büyüklerin buyurduğu gibi zaman AHİR ZAMANdır. Ahır zamanın getirisi budur. bunu öyle anlamak gerekir.

Tasavvufta ikinci bin yılın mücedidi ( yenileyici ) İmamı Rabbani hazretlerinin MEKTUBATI bu işlere ışık tutmaktadır.Tasavvuf içinde sirayet etmiş BİDATlerden bir sürü konu günümüze ışık tutmaktadır.Bu muazzam eserden faydalınabilinir.Her evde ilmihal kitabı gibi bulunması gereken bir eserdir MEKTUBATI RABBANİ...

Bidatlerden arınıp , dini islam alimlerinin bildiğirdiği üzere gerçek öğreticilerden öğrenmek elbetteki elzem bir durumdur.Yoksa geçmişe dair yoğun misalleri bulunan tarihsel konulara tekrar uğramak istemeyiz.

Günümüzde bir çok merci ve makamın yaptığı gibi DİN ve TASAVVUFU ayrı tutmaması gerekir.Bu işlere.konulara özen göstererek Efendimiz ve sahabe dönemi gibi gerçeğinin peşinde olmalıyız..

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.