logo

Bir yazı hakkında mülahaza


Hayrettin ÖZBAY

Hayrettin ÖZBAY

15 Mayıs 2019, 15:04

14 Mayıs tarihli yazım sanırım farklı mecralara çekilip, yazı üzerinden en yakın dostlarım tarafından eleştiri yağmurunun oklarına hedef edilmeye çalışıldım.Lakin unutulan bir şey var oda her davranışın bir izah ve telafı tarafını yabana atmamak gerektiğidir.

Evvela yazının başındaki DİN BÜYÜKLERİNİ RAB EDİNMEYİN sözü tevbe suresinin 31. ayetinde geçmektedir.Buraya kadar bu sözün tasviri budur.Bunun üzerine hiç kimse söz ile şunu itham etmiştir diyerek kendine savunma payı çıkartamaz. çıkartmamalıda zaten ...... !!!

Diğeri ise İslamın kolay yaşanması için yol tutulan MEZHEPLER konusunda coğrafyada sanki dinmiş gibi algı oluşturulmuş ve mezhep üzerinde bulunulan ictihadi konularda ayet ve hadis gibi algı oluşturulmakta ve bu konuda özellikle Ehli sünnet üzerinden sac ayağı kurmaya çalışılmaktadır.Buda hem toplumda hemde ferdi manada farklı tercih alanlarına hizmet etmeye yaramaktadır ve buda kamuoyunun yararına aykırılık teşkil etmektedir.

Mikrofonu kapıp kürsülerde bağırıp çağıranların artık anlattıkları din değil, bizatihi kendi şahsi tercihlerin anlatıldığı alanlar oluşturmaktadır.Anlatılanların ne mezheple ne meşreple nede ümmetin vahdeti için gayretler ile alakadar teşkil etmemektedir.Burada herkes ile ittifakta olmamız gerekir. Çünkü yaşadığımız coğrafyada Cami ile baglantısı olan her ferd, buna canlı tanıktır.

Günümüz meşreplerini incelersek, meşrep üzerinden tasavvuf kültürünü yaşatarak aslında tasavvuf kültürüne DİN benzetmesi yapılmakta ve insanları Allaha ve resulune davetten ziyade kendi ferdi fikirlerine davet edilmektedir. Kuran ortada iken Resulullahın sünneti ortada iken başta ibadetlerden başlanarak bir yığın işe yaramaz bilgi ile insanlar yorulmakta ve yapılan bu işlerde de ne Allahın nede resulullahın sünneti ile bir alakadar bulunmaktadır.

İnsanları dine davet irşad ve tebliğ din kitablarında mevcuddur.Başta mezhep imamlarımızla ve diğer din büyüklerinin yaptıkları kitablarda yazılmaktadır.Ya bunları bilmemek, birilerinin işine gelmiyor yada durumu kotarmak için bu şekil davranıyor olabilir.

Ama bu ne dindir nede Allaha davet metodudur.Ömrünü bidatlerle mücadele ile geçiren İMAMI RABBANI Kuddisesiruh, vucuda getirilen eseri MEKTUBATI RABBANİde tüm harikulade hallerin keramet, muhabbet, makam sahibi olmanın bu işlerde hiç bir kıymeti harbıyesinin olmadığını , asıl olması gerekenin ŞER'İ ŞERİFe bağlı olmaktan geçtiğini bildirmişlerdir.

Tasavvuf müridanının hiçbir dünyevi talebi ve isteği olmamalıdır.Kendilerini bu yollarda bilgi birikimi kuranı kerim fıkıh hadis akaid bilgilerinden tam donanımlı hale getirerek salih amel peşinde olmalıdır.Günümüzde böyle yollar azdır.Bir çok grub devlet kademelerinde ve iktisaden güç peşinde koşmaktadır.

Bu yazıları kaleme alan bu FAKİR de, tasavuf ışığının büyüklerinden Gavsi sani Seyyid Abdulbaki hazretlerinin kuddisirruhun baglı müntesip ve muhibbanındandır. Işığımız insanları Allaha ve resulunun sünnetine çağırmaktadır. Etrafındaki bir sürü insanların hak yolunda olması için gayret etmektedir.Kurmuş oldukları vakıf ve derneklerin irşad hizmeti için bu meyanda gayret ve çabaları ile ümmete hizmet etmeye vesile olmaktadır.

Yoksa kesinlikle sözümüz hak üzere gayret edenler değil, bilakis içlerine Bidat bulaşmış ve dejenere olmuş topluluklardır.

Ha bu arada da üstüne vazife çıkartıp, bu konularda sanki ikaz edenlere de sözüm şudur ki , hak ortada iken batılı söylemeye gerek yoktur.Evvela söyleneni iyi anlamak gerek. Tanıyanlar çok iyi bilirler ki HAK ile BATILINA ayırdedebilecek merhalede yada biz öyle olabildiğimiz konusunda zan üzereyiz.. VESSELAM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.